EbRu...

3/12/2007 - gittim..

ben de pek çok arkadaşım gibi zorunlu nedenlerden dolayı taşınmaya karar verdim.bundan böyle belki yine çok sık yazamasam da yeni sayfamda devam edeceğim inşllh.

                  http://leyyaa.blogspot.com/

 

1 YorumYorum yaz!Bağlantı

28/11/2007 - esranın ardından

    Son zamanlarda yazmak konusunda ağırdan alışım sevgili esranın kaybıyla soğukluğa dönüştü sanki.içimden yazmak gelmedi günlerdir.onu şahsen tanıyan biri olarak, bir iki satır olsun arkasından hissettiklerimi yazmak ne kadar da zor ve anlamsız geldi önceleri.yazsam ne olacak giden gitti dedim içimden…

   Evet giden gitti…aklıma cemal süreyyanın ‘’her ölüm erken ölümdür’’dizeleri geldiyse de onun kadar pervasızca ‘’ama ayrıca aldığın şu hayat fena degildir üstü kalsın ‘’diyemedim …ne kadar vereceği ve ne zaman alacağı tamamen O’nun tasarrufunda..

  Esra gitti, her birimizde farklı anılar bırakarak gitti…anılar farklı olsa da herkesin ittifak ettiği konu onun ‘iyi bir insan’oluşuydu.ebedi hayatta kurtuluşa ermek için gerekli olan referansı alarak gittiğini umudediyorum..

   Allah sana rahmetiyle ve mağfiretiyle muamele buyursun esra…ailene ve  sevenlerine sabr-ı cemil lutfetsin…geride kalanlara, bizlere, kimse üzerine alınmazsa da sadece bana; bu dünya hayatının sürekli olmadığını,cenneti kazanmanında hiç de ucuz olmadığını  daima hatırlamayı  ve ona göre amel etmeyi nasibetsin…

 

2 YorumYorum yaz!Bağlantı

13/11/2007 - sen bizi beyenmiyör müsün?

Son zamanlarda sevdiğim blog yazarlarının birer birer blogcuyu terk etmelerini üzüntüyle izliyorum.sanırım blogcu amca buna benim kadar üzülmüyor.çünkü kopuşlar devam ediyor.tmm onlar gidince yerim genişlese hani üzüntüm bi nebze olsun hafifleyecek)) ama bakıyorum da resim kapasitem çok yakında dolmak üzere veee blogcuda hiç hareket yok.leyya3 e doğru gidiyorum..ama son dakikada ben de blogspota geçersem arkamdan ağlama blogcu amcaaa)

   Gel seninle bir fincan kendi imalatım olan (öhüm öhüm) limon dilimi eşliğinde portakallı çay (ayy bu isimlere de bayılıyorum mesela kabak yatağında marine edilmiş somon balığı gibi ya da nebileyim  fesleğen sos eşliğinde pesto makarna filan gibi.pek bi avangard hava katıyor olaya)hı nerde kalmıştık neyse işte benim çayı içerken şu sınırlı depolama olayını yeniden konuşsak,sen şu kotayı kaldırsaaaaan biz de ‘’hiiii!!dolmak üzere’’ sendromunu yaşamasaaaaak.hııı olma mı blogcu amca…

   Ama niye böle yapıyosuuuuuuuuuuuun?sen bizi beyenmiyör müsüüüüün?

   Hı bu arada imal ettiğim çay üzerine iki kelime de yazayım.vallahi enfes bir şey oldu.yani en azından elimde şişen portakal kabuklarından kurtulma açısından.neydi öyle buzdolabını her açışımda sanki bana küfreder gibi bakan,her neye katsam evdekilere beğendiremediğim,oysa görür görmez bir heves mutfağa koşup meyve sepetindeki bütün portakalları soyup içlerini de ağızlarının  kenarından  taşıncaya kadar millete zorla yedirip kabuklarını gerekli işlemlerden geçirip imal ettiğim kabuklarım ,canlarım benim..bugün canım çay istediğinde ısıtıcıya suyu koyup poşet çaya yöneldiğim  sırada geçen günki kekten sonra dolaba  kaldırmaya üşendiğim!! portakal kabuğu kavanozunu gördüm , bulduuuuum!!diye haykırıp yada höykürüp ikisi de aynı şey!!kavanozu aldım fincana birkaç kaşık koyup üzerine de kaynar suyu döktüm, tatmin olamayıp yarım da limon sıktım....hani içecek reklamlarında görmeye alıştığımız o tam yudumlarkenki bir gevşeme,bir hoşnutluk,bir uçuş anı var yaaa aynen öyle oldum…

     hazır portakal mevsimi kapıdayken ,size de tavsiye ederim

    _hüüüüüüüüüüüüüüüp))

 

4 YorumYorum yaz!Bağlantı

13/11/2007 -

Kategori: hobilerim

Son zamanlarda bi uyuşukluk,bi amaaan sendecilik,bi bi biiii atalet ki şu yazma konusunda sormayın gitsin.evvelce yazdıklarıma bakıyorum da, anaa!bunları ben mi yazmışım filan oluyorum.yok bu yazma fiili tamamen içsel güdülerle alakalı bir şey..son zamanlarda bende tık yok..şu satırları bile kafamın içini kazıya kazıya yazıyorum.hoç ille de  yaz diye yalvaran da yok zaten, ama birkaç sürekli okuyucumun yorumları birazda olsa blogumla aramda bir organik bağın olduğunu hatırlattı bana..ama oldum olası bağları gevşek bağladığım için zaman zaman  çözülüveriyorlar sonra da bul ki ipin ucunu bağlayabilesin…yok!gevşeğim  gevşek!!

   Neyse hoç tembellik hayatımın her alanını kaplamış değil ya,blogumla ilgilenemediğim sıralarda birsürü faaliyet yaptım elbette.bi defa en mühimi AKM (Altunizada Kültür Merkezi)de minyatür kursuna başladım.minyatürden anlayanlar neden artık eskisi kadar buralarda olamadığımı anlamışlardır zaten.ayol iğneyle mağara kazmak bile hafif kalır yanında…en son ödevim olan ejderha var ya gerçek bi ejderha kadar canımı yedi..o sakallardaki teferruat,o gövdedeki minik bile yanında yarma sayılabilecek derecedeki ufak desenler,o kuyruk tüyleri (Allahım hala bitiremedim)…tabi buradaki ağlamalarıma bakmayın Perşembe günleri kursta hocanın karşısında yalaka öğrenciler gibi ‘’hocaaam ben bundan üç tane çizeyim miii?’’deyişlerimi eve gelince hayretle hatırlıyorum))hani nasreddin hocanın fil hikayesi gibi…

    Bu arada çanta çalışmalarımda devam ediyor.kağıt ipleri tığla örerek birkaç çanta yaptım çok hoşuma gittiler.

hızımı alamayıp evdeki artık ipleri de aynı şekilde değerlendirdim o da hoş bir çanta oldu.

Yakında saçlarımı da örüp çanta yapacağım sanırım)biri durdursun beni,  yakında  bahçenin bi köşesinde çantalardan yaptığım evde yaşamak zorunda kalacağım)ama  gören arkadaşlarımın beğenileri beni şımartıyor ne yapabilirim..onlar beğendikçe ben gaza gelip yenisine başlıyorum.anlayacağınız ver coşkuyu olayına fazla kaptırıyorum .

               

Bu arada yılın olayını atlamamalıyım. ufak oğlum bu yıl ilkokula başladı.daha evvel hiçbir anaokulunda dikiş tutturamayan benim sevgili oğlum ,sanki o kapı arkalarında ağlayıp , beni de kapı önlerinde  zırlatan çocuk o değilmiş gibi bir  mülayim öğrenci olmasın mı??(tü tü tü şeytanın kulağına kurşun))bir de  bana ‘’keşke daha önce de okula gitseymişim’’ demez mi.oysa ben onun için ilk sömestri gözden çıkarmışım ,onun için kızımı da  6 yıllık servisinden  alıp sabahların köründe ikisini birlikte okula taşımayı kabullenmişim.(trafik  maceralarımı da başka bi zaman anlatırım inşşlh) okulda çıkabilecek hertürlü soruna karşı pedagog ve sınıf öğretmenini hazırlamış tam techizat kameraman Cevat kelle gibi beklerken herif efendi efendi okula başladı ve aynı şekilde devam ediyor.al sana bi gerginlik.neden işler hiç planladığım gibi gitmez ..hayır yani öğretmenin gözünde paranoyak anne durumuna düşmek hiç hesaplarımda yoktu.nasıl derler çocuğuna ve kocasına güvenen...

   Neyse şimdi her akşam  talata ot toplattırıyoruz,edaya ip atlatıyoruz,laleye un elettiriyoruz,nineye et , ata ot iletiyor, hatta ete nane ekliyoruz.aman Ya Rabbi aklıma mukayet ol!bir de el yazısı yazıyoruz ki evlere şenlik…neyse olacak inşşlh)

   

  Ee bu arada mutfaktaki çalışmalarda sürüyor tabii.sevgilim ekmek pişiriyor biz yiyoruz)

 

   hatta geçenlerde kek pişirdi bize harikaydııı. Hatta o keki aldım incecik dilimler halinde kesip fırında kuruttum ( içinde süt yoktu tarifin )oldu mu sana biscotti .geçen haftaki toplantıda yiyenler bu haftakinde yine istediler aynından.geçen sefer çekemediğim resmi bu hafta çekerim inşllh..sevgilimi çoook seviyorum ))

3 YorumYorum yaz!Bağlantı

24/10/2007 - way başıma gelenler..

     Neresinden başlasam bilemiyorum ki.sanırım burcumun gezegeni meteorla filan mı çarpıştı, yörüngesi mi değişti, her ne halt olduysa bolluk ve neşe gezegeni Jüpiterin talihi döndü döndü döndü,gelip bana kafa attı..

     Ramazanın sondan beşinci günü (sanırım ben yine otomatik pilottaydım)bahçede hoplayıp zıplarken bizim deponun kapısına bi kafa attım.baktım çevredekilerde bi panik !!hayır bayılacam bayılamıyorum çünkü beni görenler benden çok yardıma muhtaçlar))bağrışlar çağrışlar ;

 __duydunuz muu demir kapı zangırdadıııı

__anaaaa yarılmışşş!!!

__hiii kanıyooo

__ne yapacaz şimdi???

__giderek büyüyo bu yarık yaaa!!!

Yaw durun bi sakin olun ,ben iyiyim panik yapmayın şeklinde etrafa telkinlerde bulunurken beynim zonklamaya ,gözlerim kararmaya,bura nere ben kimim moduna girmeye başladım…hani bi film seti bulsam da hafızasını kaybetmiş filiz akın rolü oynasam))cüneyit arkında gelip beni kurtarsa filan diyorum artık..çünkü bizimkilerin pek böyle bi niyetleri yok hatırladığım kadarıyla..neyse hernasılsa sonunda biri akletti ve beni hastaneye götürdü..vee sonuç bayramı alnımda üç küçük fiyonkla geçirdim.tabi beynimin bir hafta boyunca mütemadiyen zonk zonk zonklamasını saymazsam.

   Kafayı yardığımın ikinci günü zarrr!! telefon

__biz geldikkk!!aşağıda yokuşun başındayız..daha panik olmaya fırsat bulamadan , kapı, ding donggg!!! açıyorum karşımda gülümseyen  birsürü otuziki diş)(lafın gelişi yani eksisi artısı olabilir)

__tatatataaaa biz geldikkk.bu bayramı birlikte geçirelim istedik..

Ben aynen şöyle

__hebe hübe hüpp!!!(çünkü kelime hazinem o anki duygularımı ifade edecek kelimeyi bulamıyor.hala da bulmuş değil)ço ço çok iyi et et et tiniz))

  Neyse bizim evde yemekler karavana usulü pişmeye başladı ,büyük sultan (görümcem ki kendisi anne gibidir bana) kolları sıvayıp mutfak olayını devraldı benden.zaten mutfağımı ondan başkasına asla vermezdim))höpür höpür uçuşan unlar,nişastalar eşliğinde bi saatte 4 tepsi baklava,yeşil domatesten melemen,bulgurlu ısırganotu,karalahana dolması…ohh midemiz bayram dö la bayram etti.bayramda evde metrekareye 5 kişi düştü neredeyse,ee büyükler bizim tesiste olduğu için bunu bekliyordum tabii..vah vahh !! tüh tüh!!ler arasında ama gözden kaçamayan bıyıkaltı gülüşler eşliğinde herkes alnımdaki fiyonkların hikayesini sordu.bunu yapan çocuk olsa insanlara doğal gelirdi ama 36 yaşında bi kadın olunca insanın köpeği ısırması gibi haber değeri taşıyor…ne demekkk 36 yaşındasın ve hala hoplayıp zıplıyorsun üstelik koordinat hesabı bile yapmadan..cix cixx.daha da kötüsü vardı ama bayramın birinci günü bizim oğlan babasının kucağında otururken nasıl olduysa babasının kaşına kafa atmış(aile geleneği deyin siz ona ))adamın kaşının üstü kan toplayıp morardı mı!! gelen giden gülüşüp duruyo herifin kaşı morarmış benim alında sargılar filan…siz olsanız ne düşünürsünüz Allasen))yani çok zor geçti bu bayram sormayın gitsin..

   Neyse bayram bitti aşiretin küçük üyelerinden başlamak üzere yavaş yavaş kentten köye dönüş başladı…tam ağırtopları gönderdiğimiz gün sağolsun adı bende saklı belediyesinin asfalt aracı  arka tamponun solundan  başlayarak  arka kapıya kadar bizim arabayı bi güzel göçürttü.ama beni bundanda çok kudurtan yine adı bende saklı trafik şubesinden gelen polis amcaların verdiği kaza raporuydu.bize arkadan  vuran belediye aracı,hasar gören biz (onda gıdım ziyan yok),elimde kazanın resimleri,olayı gören birsürü insanın şehadetine rağmen raporda 8 de 8 suçlu yine biz))((güler misin ağlar mısın??

  Neyse hepsi oldu geçti gitti,son zamanlarda pek bi durgun günler yaşıyorum…hatta düdüklüde kuru fasulye kaynıyor şu an.bu ne demek;normal hayata döndük demekkk))( yani inşllh)))orta yaşlı yüreğim daha fazla heyecanı kaldırabilir mi?

 bilemiyorum kii))

 

 

 

 

 

9 YorumYorum yaz!Bağlantı

<- Son Sayfa • Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

Hayrı işleyen parmaklar,kanamazlar batan iğnelerden...Hayrı devşiren eller,kopmazlar kucakladıklarının ağırlığıyla...Hayra açılan yolda ezilen toprak,özündeki ateşi söndürür,gülistan olur...

Bağlantılarım

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv

Kategoriler

  • ebru
  • hobilerim
  • muftaktaben
  • Arkadaşlarım

    SELAMHAYATA
    Aycak
    ResuleVuslat
    SLIDESHOW
    laylaa73
    hilalhobi
    ebruname
    buyuleyenmutfakkokusu
    kayalik
    islamimedya
    ilknur1959
    ebrusanati
    benimdunyam80
    kimsesizseyyah
    tatlimutfak
    ayseacar
    BaYaNLuLu
    inciceylan
    elmasekerii
    misss
    kurdelem
    yenitadlar
    oburxler2
    cumbada
    firdevs
    eskalud
    eyvahmelikemutfakta
    DELALEDILEMIN
    karliorgu
    dilekcetin1
    resulevuslat2
    annekedi
    ireminsayfasi
    nalansanat
    zerrinkayhan
    mineninhobileri
    yermisinyemezmisin
    NAGORK
    maviboncuklum
    Qurabiye
    onparmagimdanorgukulubu
    tugbakbeyinan
    sekerlivanilin
    ebruzendidem

    Backgrounds From FreeGlitters.Com
    Cursors - Get this Cursormyspace